Blog

Üftâde Hazretleri ile Zamanın Ötesinde Bir Buluşma “Eşik”

Şüpheden Aşkınlığa Gazzâlî’nin İçsel Devrimi kopyası (3)
Misali Hayat

Üftâde Hazretleri ile Zamanın Ötesinde Bir Buluşma “Eşik”

Üftâde Hazretleri ile Zamanın Ötesinde Bir Buluşma
 
“Eşik”

Bugün Bursa’da, sabah saatlerinde yola çıktım. Kalbimde belli belirsiz bir çağrı vardı. Ne bir niyetle yola çıkmıştım ne de bir planla… Sadece yürüdüm. Ayaklarım beni Üftâde Hazretleri’nin dergâhına götürdü.

 

Tepedeki taş yolda ilerledim.

Ağaçlar rüzgârla usulca konuşuyordu.

Toprak ıslaktı ama batak değildi.

Hava serindi.

Ama üşütmüyordu.

Sanki her şey ölçülüydü.

 

Dergâhın önüne vardığımda, elim kapının tokmağına uzandı.

O an bir şey oldu.

Zaman sustu.

Sanki dışımdaki dünya içime döküldü.

Kapının ahşabına dokunduğum an…

İçimden bir perde açıldı.

Ve ben artık orada değildim.

Ama dışarıdan bakan biri için her şey normaldi.

Beni gören, dergâhın eşik taşına oturmuş birini görürdü.

Ama içimde olan…

Başkaydı.

 

Bir anda içeri girmiştim sanki. Ama yürüyerek değil.

Varlığım geçmişe kıvrıldı.

Eşik taşı zamanın kapısını açtı.

O an kapıdan içeri Üftâde Hazretleri’nin dünyasına geçtim.

Ne ses vardı ne hareket.

Sadece derin bir huzur, derin bir tanışıklık.

 

Bahçede oturuyordu.

Dizleri bağdaş kurulu, gözleri yerde.

Elinde ne kitap ne tesbih…

Ama bütün varlığıyla zikirdeydi.

 

Beni fark etti.

Başını kaldırmadan konuştu:

“Evladım… eşik kolaydır, kapı zordur.

Sen eşikte oturdun… ama kalbin kapıyı çaldı.”

 

Yutkundum.

Kalbim sessizdi ama dudaklarım sordu:

– Hazret, bu his nedir? Kapının dışındayım ama içimde bir şey açıldı…

 

“O his, çağrıdır.

Herkes çağrılır, ama herkes duymaz.

Sen duydun.

Ve kapıya geldin.

Çünkü aşk, geleni değil, çağrılanı seçer.”

 

Gözlerimi kapattım.

Kokusu geldi toprağın.

Serinlik bedenimi sardı ama içim sıcaktı.

– Peki aşk nedir, Hazret? Herkesi çağıran bir şeyse neden herkes yola çıkmaz?

 

“Çünkü aşk çağırır…

Ama önce seni sana bırakır.

Nefsini gösterir.

‘Sen bensiz ne yaparsın?’ der.

O acı yüzleşmeyi geçmeyen, aşka varamaz.”

“Ve bil ki, aşk önce kapıya getirir.

Sonra kapıyı siler.

En sonunda seni de bırakır.”

 

– Peki ya tevhid?

 

“Tevhid, sadece ‘O birdir’ demek değildir.

Tevhid, her yerde O’nu bilmek değil,

Kendini hiçbir yerde bilmemektir.

Varlığını terk ettiğinde varlığınla birleşirsin.”

 

– Ben şu an gerçekten burada mıyım? Yoksa hayal mi görüyorum?

 

Gülümsedi.

O gülümsemede bin sükût, bin sır vardı.

-“Evladım… soruyu soran sen misin?

-Duyan sen misin?

-Yoksa bu da mı O’nun kelamı?”

 

Sessizliğe gömüldüm.

Dışarıdan bakıldığında hâlâ eşikteydim.

Ama içimde gökler açılmıştı.

Ben o eşikte otururken, iç âlemde dağlar yürüyordu.

Zaman geri geldi.

Eşikteydim hâlâ.

Ama ben başka bir ben’le döndüm.

Ayağa kalktım.

Kapıya bir daha baktım.

Ama içimdeki kapı zaten açılmıştı.

Üftâde Hazretleri hep benimle bir ayak mesafesi arkasındayım görüyorum

sesini hâlâ duyuyorum.

Ve eşikte oturmanın artık ne demek olduğunu biliyorum:

“Dışardan sıradan bir taş…

İçerden vuslata açılan bir sonsuzluk.”

Sedat TAY

Düşünceni burada bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Select the fields to be shown. Others will be hidden. Drag and drop to rearrange the order.
  • Image
  • SKU
  • Rating
  • Price
  • Stock
  • Availability
  • Add to cart
  • Description
  • Content
  • Weight
  • Dimensions
  • Additional information
Click outside to hide the comparison bar
Compare