Hakkımda
27 Kasım 2019 2026-01-08 15:48Hakkımda
Hakkımda
Sedat Tay Kimdir?
Araştırmacı Yazar / Nefes Eğitmeni
1979 Yılında Üsküdar / İstanbul’da doğdu. Eğitimini Felsefe ve Psikoloji üzerine yaptı. 2001 Yılında tanıştığı bir manevi büyüğü ile Tasavvufa yöneldi. (Seyri Süluk)
Tasavvufla tanışmasının ardından bir süre sonra, rüyalarında Hz. Peygamber (S.A.V.) ile Hz. İbnül Arab-i ve sırlı bir Veliyi görmüştür. Rüyasında bir duvarı işaret etmektedirler. Duvarda dört değişik dilde “NEFES İRADİ DEĞİL İLAHİDİR” yazıyordur. Bu rüyasını manevi büyüğüne anlattığında, büyüğü onu Stanislav Grof’un öğrencisi, meslektaşı ve yakın arkadaşı olan Eric Boltan’a yönlendirmiştir. Nefes eğitmeni ve Nöropsikiyatr olan Eric Bolton’ dan 8 yıl kadim nefes teknikleri ve modern nefes teknikleri alanlarında eğitim almıştır. Daha sonra Türkiye’nin bir çok yerini dolaşarak Tasavvuf, Zikir ve Nefes konularında araştırmalarına ve eğitimlerine devam etmiştir. Bu araştırmalardan derlediği yazıları, 25 yıllık Tasavvuf geçmişiyle tecrübelerini ve halen devam etmekte olan yolculuğunu yine arayışta olan insanlara aktarmaktadır. Yazıları, manevi mekanlara düzenlediği eğitim gezileri, sosyal medya platformlarındaki atölyeleri ve canlı yayınlarıyla verdiği eğitimleri devam etmektedir.
Herkes İçin Eğitim
Hizmetlerimiz
Ruhumdan Üfledim: Nefesin Derinliğinde Kaybolan Sır
“Ona ruhumdan üfledim.”
(Hicr, 29)
Ve sen…
Daha adını bilmeden, bir nefesle var oldun.
Kudret seni topraktan yoğurdu ve o toprağın koynuna Kendi Ruhundan üfledi.
İşte o gün, nefesin sadece bir bedensel alışveriş değil,
sonsuzluğa açılan bir kapı olduğunu bilmeden dünyaya geldin.
Sen nefes aldığını sandın,
Oysa her nefeste Hak seni Kendine çağırdı.
Duydun mu?
Her soluğunda fısıldayan o sırra hiç kulak verdin mi?
Tasavvuf ehli bilir:
Nefes, yalnızca bedenin değil, ruhun da gıdasıdır.
Nefes almak, Allah’ın “Ol” emrine hâlâ kulak veren bir varlık olmaktır.
Ve her nefes bir zikirdir; kimi dil ile zikreder, kimi ise nefesiyle Hak’ta kaybolur.
Çünkü Hak’ka yürüyen yol, dışarıda değil;
senin içindedir… nefesinin tam kalbinde.
O nefes ki;
Adem’e can oldu,
Musa’ya Tur dağında sır oldu,
Yunus Emre’nin ilahisinde aşk oldu,
Mevlâna’nın semasında vuslat oldu.
Ve bugün, senin ciğerlerinde saklı duran bir ilahi hatıradır.
Nefes, Hak’tan sana üflenen kudretin en saf hâlidir.
Sen her an bir nefesle diriliyorsun,
fakat dünya kalabalıklarında, çoğu zaman bu dirilişi hissedemiyorsun.
Tasavvuf der ki;
“O nefesinle Hak’tasın; ama gafletle nefsindesin.”
Bir nefes…
Bazen tövbeye kapı açar,
bazen kalbi titreten bir aşka dönüşür,
bazen sükûtu derinleştirir,
bazen Hakk’a geri dönen bir adım olur.
Her nefes, sana “Ben seni ruhumdan üfledim” ayetini tekrar tekrar fısıldar.
Bu fısıltı bazen bir gece yarısı sessizliğinde, bazen bir aşkın, bir hüzünün tam ortasında yankılanır.
Ve o an, kalbin bilir:
Ben O’nun nefesiyim.
Tasavvufun yolcusu nefesini bir köprü bilir.
Nefesle Hak’tan aldığı nuru, nefsin karanlığında kaybetmez.
Çünkü o bilir ki:
Nefesin sahibi O’dur.
Ve nefesi dinleyen, Hak’kı dinler.
Şimdi burada, tam şu ân’da,
aldığın nefese dikkat et…
İçinde taşıdığın ilahi üfleyişi duyuyor musun?
Hak seni her nefeste Kendine çağırıyor.
O’ndan üflenen nefes, seni yeniden ve yeniden O’na götürüyor.
Sen sus,
nefesin konuşsun.
Ruhumdan Üfledim: Nefesin Derinliğinde Kaybolan Sır
“Ona ruhumdan üfledim.”
(Hicr, 29)
Ve sen…
Daha adını bilmeden, bir nefesle var oldun.
Kudret seni topraktan yoğurdu ve o toprağın koynuna Kendi Ruhundan üfledi.
İşte o gün, nefesin sadece bir bedensel alışveriş değil,
sonsuzluğa açılan bir kapı olduğunu bilmeden dünyaya geldin.
Sen nefes aldığını sandın,
Oysa her nefeste Hak seni Kendine çağırdı.
Duydun mu?
Her soluğunda fısıldayan o sırra hiç kulak verdin mi?
Tasavvuf ehli bilir:
Nefes, yalnızca bedenin değil, ruhun da gıdasıdır.
Nefes almak, Allah’ın “Ol” emrine hâlâ kulak veren bir varlık olmaktır.
Ve her nefes bir zikirdir; kimi dil ile zikreder, kimi ise nefesiyle Hak’ta kaybolur.
Çünkü Hak’ka yürüyen yol, dışarıda değil;
senin içindedir… nefesinin tam kalbinde.
O nefes ki;
Adem’e can oldu,
Musa’ya Tur dağında sır oldu,
Yunus Emre’nin ilahisinde aşk oldu,
Mevlâna’nın semasında vuslat oldu.
Ve bugün, senin ciğerlerinde saklı duran bir ilahi hatıradır.
Nefes, Hak’tan sana üflenen kudretin en saf hâlidir.
Sen her an bir nefesle diriliyorsun,
fakat dünya kalabalıklarında, çoğu zaman bu dirilişi hissedemiyorsun.
Tasavvuf der ki;
“O nefesinle Hak’tasın; ama gafletle nefsindesin.”
Bir nefes…
Bazen tövbeye kapı açar,
bazen kalbi titreten bir aşka dönüşür,
bazen sükûtu derinleştirir,
bazen Hakk’a geri dönen bir adım olur.
Her nefes, sana “Ben seni ruhumdan üfledim” ayetini tekrar tekrar fısıldar.
Bu fısıltı bazen bir gece yarısı sessizliğinde, bazen bir aşkın, bir hüzünün tam ortasında yankılanır.
Ve o an, kalbin bilir:
Ben O’nun nefesiyim.
Tasavvufun yolcusu nefesini bir köprü bilir.
Nefesle Hak’tan aldığı nuru, nefsin karanlığında kaybetmez.
Çünkü o bilir ki:
Nefesin sahibi O’dur.
Ve nefesi dinleyen, Hak’kı dinler.
Şimdi burada, tam şu ân’da,
aldığın nefese dikkat et…
İçinde taşıdığın ilahi üfleyişi duyuyor musun?
Hak seni her nefeste Kendine çağırıyor.
O’ndan üflenen nefes, seni yeniden ve yeniden O’na götürüyor.
Sen sus,
nefesin konuşsun.