Atölye
14 Şubat 2025 2025-04-05 12:37Atölye
Ruhumdan Üfledim: Nefesin Derinliğinde Kaybolan Sır
“Ona ruhumdan üfledim.”
(Hicr, 29)
Ve sen…
Daha adını bilmeden, bir nefesle var oldun.
Kudret seni topraktan yoğurdu ve o toprağın koynuna Kendi Ruhundan üfledi.
İşte o gün, nefesin sadece bir bedensel alışveriş değil,
sonsuzluğa açılan bir kapı olduğunu bilmeden dünyaya geldin.
Sen nefes aldığını sandın,
Oysa her nefeste Hak seni Kendine çağırdı.
Duydun mu?
Her soluğunda fısıldayan o sırra hiç kulak verdin mi?
Tasavvuf ehli bilir:
Nefes, yalnızca bedenin değil, ruhun da gıdasıdır.
Nefes almak, Allah’ın “Ol” emrine hâlâ kulak veren bir varlık olmaktır.
Ve her nefes bir zikirdir; kimi dil ile zikreder, kimi ise nefesiyle Hak’ta kaybolur.
Çünkü Hak’ka yürüyen yol, dışarıda değil;
senin içindedir… nefesinin tam kalbinde.
O nefes ki;
Adem’e can oldu,
Musa’ya Tur dağında sır oldu,
Yunus Emre’nin ilahisinde aşk oldu,
Mevlâna’nın semasında vuslat oldu.
Ve bugün, senin ciğerlerinde saklı duran bir ilahi hatıradır.
Nefes, Hak’tan sana üflenen kudretin en saf hâlidir.
Sen her an bir nefesle diriliyorsun,
fakat dünya kalabalıklarında, çoğu zaman bu dirilişi hissedemiyorsun.
Tasavvuf der ki;
“O nefesinle Hak’tasın; ama gafletle nefsindesin.”
Bir nefes…
Bazen tövbeye kapı açar,
bazen kalbi titreten bir aşka dönüşür,
bazen sükûtu derinleştirir,
bazen Hakk’a geri dönen bir adım olur.
Her nefes, sana “Ben seni ruhumdan üfledim” ayetini tekrar tekrar fısıldar.
Bu fısıltı bazen bir gece yarısı sessizliğinde, bazen bir aşkın, bir hüzünün tam ortasında yankılanır.
Ve o an, kalbin bilir:
Ben O’nun nefesiyim.
Tasavvufun yolcusu nefesini bir köprü bilir.
Nefesle Hak’tan aldığı nuru, nefsin karanlığında kaybetmez.
Çünkü o bilir ki:
Nefesin sahibi O’dur.
Ve nefesi dinleyen, Hak’kı dinler.
Şimdi burada, tam şu ân’da,
aldığın nefese dikkat et…
İçinde taşıdığın ilahi üfleyişi duyuyor musun?
Hak seni her nefeste Kendine çağırıyor.
O’ndan üflenen nefes, seni yeniden ve yeniden O’na götürüyor.
Sen sus,
nefesin konuşsun.